20.02.2022
Kiper: Soyut Kavramlar Oturumlarının 88.’sini gerçekleştirdiğimiz bu akşamki buluşmamızda “Kutlama” kavramını ele alacağız.
Umarım keyfiniz yerindedir, herkes için her şey olabildiğince yolundadır.
“Kutlama nedir, sizin için kutlama nedir?”
Uhri: Çocuklara ‘aferin’, bir görevi yerine getirene ‘bravo’ demek; yakıştırma ve toplumun onayladığı davranışı öne çıkarmanın bir karşılığı olarak kullanılan hitap şekilleridir. Bireyin kendi kendini kutlaması ise sınırlı bir şeydir.
Hatice: Kutlama, sosyal olmanın habercisidir; günümüzde artık birçok şeyi kutluyoruz.
Esen: Bu durumun tebrik etme gibi farklı adları da mevcuttur.
İsmail: Kutlamalar; galip gelinen savaşlar gibi insan ve toplumun alanında ortak bir tepki ve ritüellerden biridir. Ancak her zaman iyi değildir; sizin zafer olarak kutladığınız bir başkası için mağlubiyetin hatırlanmasıdır.
Rüya: Kutlama bir anmadır. Doğum günümü de kutlayabiliyorum, varlığıma şükrediyorum. Bu bir etkinlik ve toplanma halidir.
Kiper: Kutlama pozitif algılanan bir kelime. Peki, kutlamaların kişinin aidiyet duygusunu artırdığını düşünüyor musunuz?
Hasan: Kutlamalar belli bir grubun veya toplumun, bir fikrin veya bir durumun altını çizme hadisesidir ve kişilerin duruma veya fikre yönelik bağını kuvvetlendirir.
İsmail: Nişan gibi törenlere katıldığında insan kendini özel hisseder.
Uhri: Bireyin ve devletin kutlamalarını ayırmak gerektiğini savunuyorum. Devlet, kendi düzenlediği kutlamalara katılanlara kendi değerlerini sunar ve aynı zamanda aidiyet tazeler.
Kiper: Cenazelere çağrılmayız ama yine de gideriz. Kutlamalara çağrılmadığımızda yine de gidiyor muyuz?
Kutlamalar aidiyet güçlendirdiği kadar aynı zamanda bir baskı unsuru da olabilir mi?
Kutlamaları sosyal dayatma olarak kabul edebilir miyiz?
Hatice: Kutlama bir prestij içerir ve o davete uymayı gerektirir.
Uhri: Devletin tahakkümüyle gerçekleşen çeşitli ortak kutlamalar, toplumun kendi değer yapısının yeniden üretilmesidir.
Hakan Unknown: Neyi kutladığımız önemli ve bu yine aidiyete geliyor. Nüfuzlu kişilerin diğerlerini etki altına aldığı kutlama örnekleri de var. Aşiret Ağasının kızının düğününe gitmek zorunda olmak gibi. Bu da kutlamanın bir güç gösterisi de olabileceğini gösteriyor. Sahi, biz neyi kutluyoruz?
Kiper: Ben karşılıklı tebrikleşiyorum.
Esen: Kelimelerin frekansları ve kökenleri önemlidir; kavram, ‘kut’ kelimesinden gelir ve mutluluk anlamı taşır. İçerisinde coşku olması gerekir. Bilinçli bir beraberlik ve coşku olması gerekir. Tebrik etmek ise daha sade bir ifade olarak gün içerisinde kullanılan bir ifadedir.
Kiper: Eskiden tebrik kartı atarak kişilerin bayramlarını, yeni yıllarını kutlamaz mıydık?
Hasan: Bana öyle geliyor ki çoğunluğa mal olanı kutluyoruz, bireysel olanları ise tebrik ediyoruz. Tebrik kartı yollardık ama aslında kutlardık.
Hakan Unknown: Bence bir ayrım daha var: Birinin başarısında eğer işin içinde değilsek, o zaman sadece tebrik ediyor olabilir miyiz?
Rüya: Bu durum kutlamaya aktif olarak katılıp katılmamakla ilgili olabilir mi?
Hatice: Mesela doğum yapan birini tebrik mi ederiz yoksa kutlar mıyız?
İsmail: Hayır, aslında düğünde bile tebrik edilmez; belki sadece anne ve babası tebrik edilir., gelin ve damat kutlanır.
Esen: Tebrik etmenin altında bir başarı vardır, ‘kut’ ise evlenmek gibi daha genel bir durumu ifade eder.
Kiper: Şölenler, hasatlar ve bağ bozumları gibi örnekler de var. Bunlar da kutlama değil mi?
Aziz: Bu konu evrimsel psikolojiyle ilgili. İlkel dönemlerde bile öldürülen hayvanın bir değer olarak görülmesi ve tekrar beslenmesi söz konusuydu, bu sürekli kutlanırdı.
Kiper: Kutlamanın içinde bir mutluluk hali vardır. Dionysos hükmünün sürdüğü dönemde mutluluk hali ve şölenler daha ön plandaydı; Apollo ile Dionysos’un şölenleri ortadan kalkmış elimizde kala kala o şenlikleri hatırlatan kutlamalar kalmış.
Şölenin parçası olmak aslında yaşamın parçası olmaktır. Biz kutlamalarla hayatın bir parçası olmaya mı çalışıyoruz?
Esen: Tüm sevincim doğada…
Kiper: En fazla kutlanan şey şampiyonluktur, peki bunu neden kutluyoruz?
Hasan: Hayır yemekleri ve benzerlerine kutlama diyemeyiz. Taraftarlık söz konusu olduğunda aslında bir duygudaşlıkla birbirimizi tebrik ediyoruz. Bu tebrikleşme bir eğlenceye dönüşüyor. Bu yüzden biz buna kutlama diyoruz.
Kutlama Nedir?
Aziz: Sümer ve Akatlardan gelen simgesel kültürel bir aktarımdan söz edebiliriz. Mezar başında kutlama veya mevlit gibi ritüelleri bence bu kategoride değerlendirmeliyiz.
Kiper: Aşure bir kutlama mıdır?
Aziz: Aşure, bir şeyi anlamlandırma ve onura etmedir.
Seda: Genel itibariyle olumlu karşılanan ve benim için de değerli bir şeydir. Yeni bir şey olduğunda onu kutlarım.
Kiper: Bazen zoraki bir biçimde coşkulu bir mutluluk hali sergileniyor ancak bu kavramın içinde gerçek bir huzur yok. İnsanlar huzursuzken mutlu olabilir mi, emin değilim. Ben kutlamaların içinde belki bir nebze umut olabileceğini düşünüyorum. Siz ne dersiniz?
Hatice: Kutlama umut barındırır. Örneğin son sınıflar, mezuniyetlerini kutlarken umut doludur.
Hasan: Kutlama sanırım süreçle ilgili değil, sadece sınırlı bir an için konuşuyoruz. Yani kavramın zamana yayılan bir tarafı yok gibi görünüyor.
Aziz: Spesifik bir şeyi ifade etmekten ziyade, o anki hazzı temsil ediyor.
Esen: Yalnız yaşayan bir heykeltıraşsanız ve coşkunuz yoksa, orada sadece bulunmak için bulunursunuz. Duygudaşlıkla icabet etmiyorsanız genelde sembolik bir kavram olmaktan öteye geçmiyor.
Hasan: Kutlamalarla tarihteki referans noktalarının altını çiziyoruz; bu, hafızamızda yer edecek bir ana dönüşüyor.
Aziz: İnsanlar maddi ve manevi anlamlandırmalar yapar ve kendine en yakın olanı seçer. Fahrenheit 451’deki gibi, çim biçen adamla bahçıvan arasındaki fark, o işin içinde ruhun olup olmamasıyla alakalıdır.
Kiper: Folklor ve halk oyunlarındaki temalar bize coşkuyu veren semboller değil midir?
Hakan Kılman: “Bana göre kutlama; örneğin bir konser veya resital sonrası hem motivasyon hem de diğerleriyle paylaşılan bir süreçtir; bu bir tebrik değildir. Başarı hedefinin yerini bulunması ve ‘başardık’ hali bir kutlamadır.
Kutlama, en uygun zamanla ilgilidir ve her şeyin arkasında bir emek vardır. Kutlayanla kutlananın farkındalığı noktasına geldim; ancak emek göstermeden kutlayanlar da var. Biz gerçekten neyi kutluyoruz?
Kutlamanın niceliği değil, niteliği önemlidir.




