06.03.2022
Kiper: Bu akşam “Birey” kavramını ele alacağız. Birey nedir, sizin için birey nedir?
Hasan: Birey kendi halindedir ve bütünün içinde bir ses değildir.
Barış: Birey, sahip olduğu her şeyin eğrisini ve doğrusunu bizzat taşır ve bu ayrıcalığın bedelini kendi öder. Bireyleşmek için kanatların kırılması gerekir.

Uhri: Birey nitelemesini biz kendimize mi veririz yoksa birilerinin gözünden mi birey oluruz? Yurttaş kavramını bireyle nasıl ilişkilendiririz?
Cemil: Birey neyin konusudur? İnzivaya Çekilmiş bir kişiyi birey olarak adlandırabilir miyiz? Şehrin konusudur birey; ovada ve bedarette (bedevilikte) bireyden bahsedemeyiz.
Aristoteles’ten yola çıkarsak, bireyin toplumla ilişkili olması gerekir; dolayısıyla ahlakın ortaya çıkması için bir başkasından da söz etmeliyiz. “Birey” dediğimiz andan itibaren toplum için konuşuyoruz demektir; sadece hayatını orada sürdürebiliyor olmak birey olmak değildir.
Uhri: Aristoteles’in tezini çevirecek olursak; toplumda birey olarak gelişen kişi, farklı bir kültüre girdiğinde orada bireyselliğini bırakmış mı olur?
Cemil: Sorduğun açıdan bu sorunun cevabı evettir. İbn-i Haldun eserinde kendi heyetiyle ilgili aksaklıklardan geldiği için aşağılandığından bahseder.
İbn-i Bacce örneğinde olduğu gibi, o da döneminin şartlarında aykırı bulunur ve devrim koyar; bu toprakta yer edinemeyeceğini anlayıp yoluna “telli deveyim” diyerek devam eder. Felsefe tarihinde vaktinden önce yaşayan insanlar toplumda yer edinememişlerdir.
Ferda: Bireyi topluluktan ayıran belirli özellikler vardır; birey biriciktir ve tekrarı yoktur. Birey, kütleyle ile ağırlık arasındaki fark gibi sürekli bir değişim gösterir.
Nihat: Bu odanın (oturumun gerçekleştiği yeri kastederek), bu toplumun bireyiyim. Peki, bu odanın bireyi nasıl olabilirim? İnsanoğlu varlığa mahkûm bir varlıktır; bu varoluş içinde ilişkiye bağımlıyız ve farklı özelliklere sahibiz. İnsanın varlığın içindeki ilişkisi nedir? Bu kavrama bir içsel bütünlük ve uyum içerisinde bakmak isterim.

Kiper: Kişi anadili dışında bir dilde kendini verimli ifade edemediğine göre farklı bir dilde birey olabilmesi mümkün mü?
Nihat: Hem “ben kimim” sorusuna hem de insanın varoluş serüvenine bakılmalıdır. İnsanın bu fonksiyonlardan sıyrıldığı bir alan vardır ve bu alanda artık anlam kalmaz. Dolayısıyla felsefenin sorduğu meseleler pratik değil zihinseldir ve insanın kendi ürettiğidir. İnsan dilini ve bedenini kullanır, bu yüzden dil çok önemlidir.
Uhri: İnsan ile birey arasındaki farkı nereye konumlandırabiliriz?
Ahmet: Ben’den, Benlik’ten ve Özfarkındalık’tan bahsetmeden bireyden bahsedemeyiz. 18 aydan küçük çocukların aynada kendileriyle ilişki kuramamasını nasıl açıklayacağız?
Kendi varlığımızı, başkalarının varlığını da doğru tanımlayarak ve “ötekilik” kavramı üzerinden tanırız.
Kiper: Öz farkındalık kavramında depolanan bilgiler insanın kişiliğiyle mi ilgilidir yoksa birey olmasıyla mı ilgilidir?
Ahmet: Her ikisi de… Birbiriyle bağlantı.

Yıldır: İnsan ile birey arasındaki fark üzerine; her insan bireydir ama her birey insan mıdır? Birey, önce yüceltilen sonra dövülen yeni bir kavramdır. Hem gerekliydi hem de gereksizleştirilmesi gerekiyordu.
İnsanın bireyselleşebilmesi için kendi ayakları üstünde durması gerekir, aksi durumda bireyden bahsedemeyiz. İnsanın aldığı kararlar için yetkisinin ve kararın özünün kendine dayanması halidir.
Kadim erke göre bireyin ölmesi gerekir.
Bir de “Life style” (yaşam tarzı) denilen şey; yetki, karar ve kişinin kendini kendine dayandırmasından geçer.
Kiper: Uzunca bir süre Clubhouse’un en kalabalık odalarını “Birey” isimli bir odada gerçekleştirdiniz. Bu kavramı oda ismi olarak neden seçtiniz?
Cemil: İsa Hoca’ya atfen; münferitten (tekilden) bireye doğru giden bir süreç vardır; toplum içinde önce münferit olunur, sonra bireye gidilir. Bu durum Tasavvufta “Fena Fillah”, felsefede ise “Akıl” süreçleriyle benzerlik gösterir. Bu nedenlerle seçildi.
Birey Nedir?
Kiper: Bir köle birey olabilir mi?
Cemil: İncitici bir cevap olacak ama hayır bir köle birey olamaz. Kölenin, yetkin bir insan olarak sınıflandırılması dahi güçtür. Erkin bir başkasının elinde olduğu durumda bireyden bahsedemeyiz.

Kiper: O zaman bir vatandaş nasıl birey olur? Erk yine bir başkasının elinde değil mi?
Cemil: Bu durumda bir vatandaşın da birey olmasının imkansıza yakın bir şey olduğunu söyleyebiliriz.
Kiper: Birey olmak toplumda bir statü mü getiriyor? Toplumda sıradan biri olarak birey olma şansımız yok mu?
Uhri: Biz bu aynılıklarla bir toplumu oluşturuyoruz; kendimizi kabul ettikten sonra önce aynılıklarımıza sonra farklılıklarımıza odaklanıyoruz. Bu durum bizi marjinalleştiriyor mu? Bir haliyle bu sorunun cevabı, evet. Geriye dönüp baktığımızda aslında toplumla bir aynılık içinde yaşamadığımızı görüyoruz.
Kiper: İnsanın birey olabilmek için farklılıklarını tanımladığı tezine ikna olamıyorum…
Büşra Nur: İnsanlar normalde kendilerini gıdıklayamazlar. Neden bunu söylüyorum çünkü insanlar kendilerine yapılanı öngörebilirler. Ahmet Turan, kendi kendisinin bireyselleştiğinden bahsederdi.
Mahkumları ele alalım. Çoğu insanın özgürlüğü kısıtlandığında bireyselliği de kısıtlanır ve insan geçmişine sığınarak bu zincirlerden kurtulma yolunu tercih eder. Bu nedenle birey olmanın anlamı derinlerdedir ve birey olmayı başarmak için her zaman konfor alanına ulaşmaya gerek yoktur.
Bireysellik aynı zamanda kişilikle de alakalı olabilir. Aynı durumda kalan farklı insanlar farklı kişilik özellikleri nedeniyle farklı sonuçlara evrilebilir.

Hasan: Bireyin tanımı koyabilmek için kişinin toplumsal beklentiler çemberinin dışına çıkmak adına bir tutum geliştirebilmesi gerekir. Kişi, kendi değerler sistemine eklemlenmiş olarak bu tutumu geliştirebilmelidir.
İnsanın, farklılıklarını ortaya koyabilmesi insan olması adına gerek şarttır ancak birey olabilmesi için yeter şart değildir.
Yıldır: Kant, Aydınlanmanın temeline birey kavramını almıştır. Yine de birey, iktidarların ürettiği bir şeydir; insanlar bir iktidar ortamında formatlandığı için birey olma çabası bir “sıfırlanmayı” gerektirir.
Biz, bugün konuştuğumuz anlamdaki bireyi ancak Heidegger’e göre; insanın “das Man” (herkes/kalabalık) ortamından kurtulabilmesi için bir otorite olarak kendisi olması gerekir, üretim ancak o zaman mümkündür tanımında bulabiliyoruz. Gerçi Lyotard için yerellik (otantiklik) yeterli olabilir ama birey olmanın kendisi için o da yeterli değildir.
Mehmet: Birey, bütünün içinde cereyan eden bir savunmadır. Jaspers’ın birey sorguları bir bütüne doğru ilerlemeyi konu alır. Arendt ise tüm tanımların ötesine geçebilmeyi ve kendini farklılaştırmayı savunur. Kişi birey olmak zorunda mıdır? Bazen evet, entelektüel saplantılar oluşabiliyor. Peki bu durum kişiyi bireysellikten çıkarmaya neden olmuyor mu?
Cemil: Kiper’in sorusuna istinaden; bireyi elitist bir yere konumlandırabiliriz, bireyin marjinalliği söz konusudur. Modern insanın modern kaldığı klişesini sorgulamamız gerekir. Bireyin elitist bir hale gelmesi de moderniteden kaynaklanabilir.
Hasan: Helezonik bir merdiven gibi tabir edebileceğimiz insanlığın ilerlemesi, insanların farklı olmalarıyla bu farklılıkların karşı karşıya gelmeleriyle oluşuyor. Biz ancak bu şekilde merdivende üst basamaklara doğru ilerliyoruz.
Mesut: İnsan yörüngesinden bakınca bireyin tanımında kendine özgülük vardır. İnsan odaklı bakıldığında, insanın bir eşya olmadığı anlaşılmalı; kazandıklarıyla değil, farkındalığıyla değerlendirilmelidir. Birey, kaybetmediklerini koruyandır; bu bir farklılık değil, bir ayrılıktır.

Geri bildirim: 033. Oturum: Taraf Olmak Nedir? - Yamuk Duruş
Geri bildirim: 035. Oturum: Empati Nedir? - Yamuk Duruş
Geri bildirim: 066. Oturum: Fesat Nedir? - Yamuk Duruş
Geri bildirim: 146. Oturum: Sansür Nedir? - Yamuk Duruş
Geri bildirim: Podcast: Sezgi Nedir - Yamuk Duruş