111. Oturum : Gençlik Nedir?

Gençlik Nedir

17.05.2022

Kiper: Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutlamaya hazırlanırken, Soyut Kavramlar Oturumlarının111.’sini gerçekleştirdiğimiz bu akşamki buluşmamızda “Gençlik” kavramını ele alacağız. Günlük hayatta sık kullandığımız bu kelimeyi, herkes başka bir yere çekmeden önce biz “yamuk duruşça” bir çekiştirelim istedik.

Umarım keyfiniz yerindedir, herkes için her şey olabildiğince yolundadır. Gençlik nedir, sizin için gençlik nedir?”

Ege: İnsan yaşlandıkça gençlikteki saflığını ve o anki ruh halini özlüyor. Çocukların dünyaya bakışı daha doğal ve temiz; biz o anki halimizden ziyade o saflığı özlüyoruz.

Ben biyolojik olarak genç değilim, 1976 doğumluyum ama gençlik her zaman insanın içinde olabilir. Genç, orta yaşlı, ihtiyar gibi kategorilere ayırmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Genç olup gençliğini kaybetmiş insanlar da olabilir.

Fondip: Bahar gelince, kokular değişince kendimi daha genç hissediyorum; benim için gençlik biraz mevsimsel. 1979 doğumluyum ama hala bir varlığını ispatlama derdindeyim.

Kararsızlıklarım ve çelişkilerim var, hayal dünyam hala çok zengin. Günümüz gençlerinin de bu geçiş sürecinde hayatlarında sağlam köprüler kurabilmesini diliyorum. Gençlik benim için bir patlama ve parlama çabası.

Gençlik Nedir?

Tunç: Gençlik, çocukluktan sonra başlayan ve fiziğin gelişiminin durma noktasına geldiği dönemde sona eren, kişiden kişiye de farklılık gösterebilen bir evredir.

Sosyolojik olarak ise dinamizm, hareketlilik, uçarı olmak, yeniliklere açıklık ve canlılık gibi kavramlarla özdeşleşir. İnsan yaşlansa bile enerjisiyle ve günü yakalamasıyla zihnen genç kalabilir.

Ayda: Her şeyi gençlikten bekliyoruz değil mi? Aslında içi geçmemiş olan herkes gençtir. Psikolojide, sosyolojide ya da fizyolojide gençliğin belirli bir tanımı var. Kabaca gelişim dönemini tamamlamış ilk yetişkinlik döneminde olanlara genç diyoruz.

“Genç” ve “gençlik” bende farklı çağrışımlar yapıyor. Gençlik daha genel bir dinamizmi ve algıyı temsil ediyor.

Kiper: Bu akşam bu kavramın altından nasıl kalkacağız, nedir bu gençlik Uhri?

Uhri: Gençlik, çocukluk ile erişkinlik arasında bir “ruh iklimidir”. Biyolojik olarak en enerjik ve metabolizmanın en hızlı olduğu; dünyadaki her şeyin ilk kez deneyimlendiği, kişinin ve toplumun onda büyük bir potansiyel gördüğü bir haldir.

Ancak toplum, ne yapacağı belli olmadığı için gençlikten her zaman ürkmüştür. Sümer tabletlerinde bile “ne olacak bu gençliğin hali” yazılarını görürüz. Gençlik, toplumun dayatmalarına karşı kişinin “kendi olmaya çalıştığı” bir dönemdir.

Biz büyüdükçe üzerimize kimlikler ekleyerek o “kendi olma” halini unutuyoruz ve yalnızca biyolojik olan faktörlerini hatırlamaya meylediyoruz.

Kiper: Gençlik, kişinin bir tarafıyla kendisi olmaya en yakın hali olduğu için mi 4000 yıldır korkutucu bulunuyor?

Uhri: Bütün derdimiz kendimiz olabilmek değil mi? 16-20 yaş aralığında kurduğumuz arkadaşlıkların tamamı olmasa da bir kısmı bizimle hayata devam etmiyor mu? Toplum sizden eksiklerinizi ya da fazlalıklarınızı gizlemenizi ister. O yaşta bu etkiye maruz kalmadan kurulan ilişkiler bu nedenle ömürlük oluyor.

Günümüzdeyse gençlik daha çok yaş almışların nostalji duygusu gibi okunuyor. İhtiyar, yaşlı gibi kelimelere maruz kalan olunca, gençliğin başta söylediğim anlamından müstesna tutuluyoruz ya da bu anlamından dışarıda tutuluyoruz gibi geliyor. İşin tuhaf tarafı gençlik çağında olanlar da bunu kendilerine yapıyor.  

Hasan: Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 18-65 yaş arasını “genç” olarak tanımlıyor ancak ben bu kategorizasyona katılmıyorum; bu daha çok çalışma ve emeklilik yaşıyla ilgili bir sistem oyunu.

Bence gençlik “esneklik” ile ilgilidir. Eğer bedeniniz, zihniniz veya ruhunuz esnekliğini yitirmişse, kalıplara hapsolmuşsanız yaşlanmışsınız demektir.

Örneğin, insanın bedeni ve ruhu genç değilken zihni genç olabilir. Anlama, karşılaştırma, değerlendirme, analiz etme, olayları yönetme ve yönlendirme konusundaki esnekliğinizi yitiriyorsanız da zihninizin yaşlandığını söyleyebiliriz.

Kiper: Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 18-65 yaş arasını “genç” olarak tanımlayarak aslında çalışma yaş aralığını mı tanımlıyor?

Hasan: Böyle genel bir yaş aralığı tanımlayarak insanın içinde yaşadığı kültürü, coğrafyayı, şartları ve koşulları görmezden geliyorlar. Bunların her birinin insan üstünde farklı yıpratıcı etkileri var. Çin’de yaşayan bir insanın koşullarıyla Somali’de yaşayan bir insanın koşulları aynı değil.

Tunç: Hasan’ın bahsettiği esneklik, gençlerin yönlendirilmeye ve eğitime daha yatkın olması anlamına da geliyor. “Ağaç yaşken eğilir” durumu yani.

Kiper: Peki, toplum olarak gençlere kendilerini tanımaları için neden alan açmıyoruz? Neden onlara bu alanı açmaktan imtina ediyoruz?

Uhri: Öncelikle bu kavrama neden ihtiyacımız var? Çünkü insan dünyaya eksik ve bakıma muhtaç gelir. Başta bu muhtaçlıkla itaat eder; ancak güçlendikçe itiraz etmeye ve kendi olmaya başlar. Bu durum toplum için bir tehdittir.

Toplum bu yüzden gençliği “delikanlılık” gibi kavramlarla legalize ederek kontrol altında tutmaya, onları iş ve aile gibi kimliklerle müesses nizamın parçası yapmaya çalışır. “İhtiyar” kelimesi aslında “özgür ve bağımsız” demektir.

Daha doğrusu kendi yaptıklarından artık başka birilerine hesap verme sorumluluğu olmayan kişi demektir. Toplum özgürlüğü ancak ihtiyarlara, elden ayaktan düşenlere ihtiyari olarak tanır. Bir başka deyişle gençlik toplumun devamlılığı için uydurduğu bir projedir.

Kiper: Gençlik aynı zamanda ciddi politikalar üretilen bir alan. Eğer 12-30 yaş grubunu istediğiniz gibi şekillendirebilirseniz geleceği garanti altına alırsınız. Biz genci toplum olarak bir “birey” olarak kabul etmiyoruz, hatta birey olmadıklarını kafalarına kakıyoruz gibi duruyor. Ne dersiniz?

Gençlik Nedir?

Mücahit: Gençlik kavramının somut kriterinin olmaması, her zaman genç kalabileceğimiz anlamına geldiği için güzel. Gençlik dar anlamda çocuklukla yaşlılık arasına sıkışmış kısa bir dönem.

Covid nasıl kendini yeniliyorsa her yeni nesille toplum da gençliğin getirdiği yeni donanımla kendini yeniliyor ve geleceği şekillendiriyor. Bizim destekleyici eğitim sistemiyle, hayal gücünün önünü açmak suretiyle, kendilerini ifade etmelerine izin vererek yeteneklerini ortaya çıkarmalarına yardımcı olmamız gerekir.

Gençlerin getirdiği uyumsuzluk (itaatsizlik) aslında insanlığın faydasınadır, çünkü yanlışlarımızı bize onlar gösterir.

Ruhsal açıdan bakarsak, ruhlar zamandan etkilenmez ve hep gençtir. Ben buna gök çekimi diyorum; yer çekimine tabi olmayan yönlerimizi harekete geçirdiğimizde gençleşiriz.

Kiper: Çocukların “güneş neden sarı?” gibi sorularına gülümserken, gençlerin “neden bu partiye oy vermeliyim?” veya “neden 40 saat çalışmalıyım?” gibi sorularından neden rahatsız oluyoruz?

Mücahit: Çocuklar hayal dünyasıyla gelir, anlam dünyaları açıktır. Gençler ise öğrendikleri akıl dünyasıyla sorgularlar. Gençlikte veya yetişkinlikte sadece kusur bulmak için sorgulamak bizi ileri taşımaz; daha iyi bir dünya hislerle ve sanatçı ruhuyla bulunur.

Mehmet: Gençlere bir nevi “rüşvet” veriliyor ve onlar da buna alışıyor. Bir genç kendini keşfettiğinde aslında hayattan ne kadar ödün verdiğini de görecektir. Gençlerin yakasını rahat bırakmak ve kendi hedeflerini çizmelerine yollar açmak lazım. Eskiden gençler daha erken yaşta olgunlaşmak zorundaydı, şimdiki imkanları düşünürsek artık böyle olmadığını söyleyebilirim. Tabii bu gençler için o kadar da avantajlı olmayabilir. Ne istediklerini daha erken fark etmeleri daha fazla yol almalarını sağlayabilir.

Kiper: Onları “dünyayla yarışın” diye güdülemek, aslında kendi yapamadıklarımızı onlara yaptırmak değil mi? Bu gençlerin üzerine el koymak, toplumun refahı için onları harcamak olmuyor mu?

Mehmet: Güdülemekten kastım bir şeyi pompalamak değil, var olan olguları kendilerinin keşfetmesini sağlamaktır. Toplumda çeşitliliği ve adaleti sağlamak zor değil; eğitim ve sağlık gibi imkanlar her çocuk ve genç için bedava olmalı.

Kiper: Eşitlikten değil adaletten bahsettin. Gençler için benzerlikten yola çıkarak adaleti sağlamak mümkün mü?

Mehmet: Kanun yapıcı eşitlikçi bir tutumla kanun yapacak, bu çok zor değil. Biz de buradan da bakmamız lazım aslında. Çok daha geniş bir toplum perspektifinden daralan bir şeye doğru adeta bir huninin dibine doğru inen bir topluma dönüşmüşüz, tekrar o huninin başına dönmek mümkün. Yani o çeşitliliği ve o çoğulculuğu sağlamamız mümkün.

Kiper: Her gencin mi yakasını bırakacağız yoksa bazı gençlerin mi yakasını bırakacağız? Toplumdaki her gencin yakasını bırakacak mıyız yoksa bazılarının yakasını bırakmakla kalmayıp bir de önünü mü açacağız?

Mehmet: Eğitim ve sağlık hizmetlerin bedava olması gerekir. Özel çocuklarımız gençlerimiz olabilir, onlara biraz daha farklı tutumla yaklaşabiliriz ama her birinin önünü açmamız gerekir.

Oli: Gençlik, tazeliğini hiç kaybetmeyen içerideki sıcaklığa rağmen size zarar vermeyen bir ateştir. O ateş sizi terk ettiğinde gençliğinizi kaybedersiniz. Gençlik sonsuz ölçüde bir düzensizliktir. Uzayda birbiriyle çarpışan atomlar gibi duygu ve düşüncenin sürekli çarpışmasıyla gençliği yaratır. Buradan bakacak olursak da aslında gençlik yoktur, sadece zaman vardır.

Kiper: Gençliğin temel göstergesi bence kendini tanımakla ve etrafı tanımakla ilgili bir merak duygusu ve soru sormaktan kaçınmamaktır.

Düzenle taban tabana zıt olan soruları çok kolay sorabildiklerini düşünüyorum. Kurulu düzenin anti tezini geliştirme eğilimindedirler. Bu yüzden mi bebeklere, çocuklara gösterdiğimiz şefkatin aynısını gençlere gösteremiyoruz? Ne dersiniz? Ne düşünürsünüz?

Ayda: Genç derken sanki ergenliği tasvir ediyormuşuz gibi geliyor. 65 yaşında biri ölüyor ve arkasından genç öldü, diyoruz. Yaş aralığına ve ergenlik bitimine çok takıldığımızı düşünüyorum.

Hasan: Çocukların sorularını naif buluyoruz çünkü bir eylemsellik içermiyorlar. Ama gençlerin sorduğu soruların arkasında bir güç ve enerji olduğu için toplum bundan “tırsıyor”. Kendi yerleşik düzenine saldırı olarak algılıyor. Eğer aydın biriysen sorulara kızma eğilimin azalıyor ancak statükocu biriysen o soruları tehlikeli algılıyorsun.

Kiper: Hem bireysel yetersizliklerimiz hem toplumsal yetersizliklerimiz yüzümüze vurulunca kendimizi kötü mü hissediyoruz? Ve bunun değiştirilebilme ihtimali de bizi, biz buna alıştık, böyle gelmiş, böyle gider dediğimiz için mi korkutuyor acaba?

Hasan: İnsanlara kendilerinde beğenmedikleri yerleri değiştirmek için fırsat vermişler. Birçoğu kolunu bacağını değiştirmiş ama herkes kendi beynini almış. Toplum olarak hatalarımızla yüzleşmek konusunda ciddi bir korkumuz var, bu nedenle gençlerin bu sorgulamalarını bastırmaya ve yok saymaya eğilimliyiz.  

Ayda: Sanki biz hiç genç olmamışız gibi gençlere sallıyoruz. Gençler dediğimiz en sıkışmış grup. Ben bütçeme hâkim olmayı yeni öğrenmişken, yapamadığım bir sürü şey varken gençlere söz söylemeyi anlamlı bulmuyorum. Genç ve gençliği ayırabildiğimizi de sanmıyorum.

Uhri: Hepimiz soruların önceden sorulmuş ve hazır cevapların olduğu bir dünyaya geliyoruz. Gençler önceden sorulan soruların anlamsızlığını işaret ettiğinde ne yapacağımızı bilmiyoruz. Bunun düzeni değiştirme ihtimali de göz önüne alınırsa, toplumda değişmez sandığımız şeylerin değişme ihtimali beliriyor.

Genç kavramını, gençler kendilerine mi veriyor yoksa bir kimlik kategorizasyonu olarak dışardan toplum mu onları etiketliyor?

J. D. Salinger; Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabında gençlerim kendi olmaya çabalama halini çok güzel anlatır. Biz gençleri bir kategorinin içine tıkmaya çalışıyoruz, onlar ise sadece kendileri olmaya çalışıyorlar.

Gençlerin hakkını vermeliyiz; onlara hazır şıklar sunup “bunlardan birini seç” demekten vazgeçmeliyiz.

Tunç: Büyükler genelde “ben o yollardan geçtim, Amerika’yı yeniden keşfetme” diyerek gençlerin önünde bir mukavemet oluşturuyor. Gençler üzerinde bir küçümseme ve “sen ne bilirsin” tavrı var. Bunun altında yatan dar görüşlülüğü, küçümsemeyi ve iktidarı kaybetmeme dürtüsünü görmezden gelemeyiz.

Kiper: Rakamlara bakarsak, 2022 yılında dünyada 160 milyon, Türkiye’de ise çocuk nüfusun %4,5’i oranında çocuk işçi var. Bu çocukların “gençlik” kategorisine girmesi bile bir lüks gibi görünüyor; biz onların varlığını, kategorizasyonun içine sokacak kadar bile kabul etmiyoruz. İlk önce varlıklarını kabul ederek mi başlasak acaba?

MitosisMiles Johnston

Saim: Nesnel bir değerlendirme yapılmaya çalışılsa bile eleştiri her zaman öznel yargılardan yola çıkarak yapılacaktır.

Mesut: Fiziksel olarak gençlik, bu dünyada yaşanabilecek en güzel zamanların bütünüdür. Ancak biz bu insanlara nasıl yaşamaları gerektiğini dikte ediyoruz. Bence sistem tersine dönmeli: Emeklilik 15-40 yaş arasında olmalı, insan hayatı ve gençliğini o zaman yaşamalı; sonra çalışmalı veya okumalı.

Hakan Kılman: Bana göre gençlik 10 ile 18 yaş arasıdır. 18’den sonra yetişkinlik başlar. Gençlikte o enerjiyle uçmak zorundasınız; 18’den sonra ise o çocukluk ve gençlik materyalleriyle kendinizi bulmaya çalışırsınız.

Mesut: Gençliğin yaşı, içinde bulunduğun ülkeye göre değişiyor. Örneğin Belçika’da 26 yaşına kadar “genç” sayılıp çeşitli indirimlerden yararlanabiliyorsunuz.

Hasan: Kendi potansiyelini görme, keşfetme ve bunu gerçekleştirme konusunda insanlık gençliğe ve gence çok fırsat vermiyor. Bazı kültürlerde bu biraz daha iyi ama bizim kültürümüzde özellikle hiç o şekilde bakılmıyor. Yani hep bir format içinde, bir şey içinde bir kalıp bir kıyafet içinde olması oraya sığdırılmaya çalışılıyor. İnsanlık tarihinde, kültürel olarak toplumdan topluma farklılık gösterse de bireyin erginlenme törenleri var.

Merak ve soru sorma devam ettiği müddetçe genç kalırız.

Kiper: Tarih boyunca gençlik algısı hep “genç erkekler” üzerinden kurgulandı; kadınlar ise evlendirildi. Son yüz yılda genç kadınlar da erkekler gibi tehdit olarak görülmeye başlandı. Neyin üzerine vurgu yapmak için bunun altını çizdim? Gençler üniversitelerde veya askerlik gibi yapılarla itaat düzeninin içine alınarak zapturapt altında tutuluyor.

Gençleri, dünyanın her tarafında, devlet denetiminde olan belirli bir mekanizmanın içine sokup sonrasındaki hayatın daha iyi olacağını pazarlayarak bu dönemlerini yine denetimli bir yerde geçirmeye teşvik ediyorlar.

Hakan K.: Gençlikte, yetişkinlikte olmayan muazzam bir güç var: Cesaret, göze alma ve mevcut gelenekleri arkada bırakabilme gücü.

Yorum bırakın