10-12.10.2021
Editör Notu: İki oturum olarak konuştuğumuz kavramlardan biri de “Gurbet” kavramı oldu. Aşağıda sıralı olarak kavramı nasıl anlamaya çalıştığımızı bulacaksınız.
Gurbet Nedir? (55. Oturum)
Soru: Bu oturumda “Gurbet” kavramını konuşacağız. “Gurbet nedir, sizin için gurbet nedir?”
Mehmet: Sıladan ayrı düşmek, kopmak, ayrılmaktır. Bu kavramı tek oturumda bitirebileceğimizi düşünmüyorum.
Faruk: Aslında hepimiz gurbetteyiz. Fiziksel ve ruhsal olarak 6 yıl içinde adapte oluyoruz. İnsan sürekli gurbettedir.
Kiper: Gurbette acı mı var?
Mehmet: Acı değil de melal var diyebilir miyiz?
Tunç: Ait olduğumuz coğrafyadan ayrı kalma durumu. Özlem barındırır. Savaşlarda, mülteci olarak coğrafyadan zorunlu ayrılmakla başımıza gelebileceği gibi isteyerek de gurbete düşmek mümkündür.

Uhri: Özünde gurbet kavramı, gitmeyle, uzaklaşmayla, ayrılmayla ilgili bir durum. Bu kavramı genelde kalanların kullandığını görüyoruz. Gidenin arkasından “gurbete gitti” gibi ifadelerle kalanlar kullanır.
Kavram bizden neyi gizliyor diye bakarsak kavram gideni tarif eden değil, gidenlerle birlikte feodal yapıdaki çözülmeyi örneğin baba evinden uzaklaşmayı, moderniteyle ya da şehirleşmeyle gelen değişime ayak uyduramamayı gizliyor diye düşünüyorum.
Hüsamettin: Kalanlar, gidenler için gurbet heykeli gibidir. Gitmek mi? Kalmak mı? Zor bir karar…
Tamer: Türk Halk Müziğinde bu tip eserlere rastlanır. Her yer kendisi için gurbet olan insanlar vardır. İnsanın kendini ait hissettiği bir yer olmaması zor. Medeniyet teke iniyor. Günümüzde insan kültür şoklarını maddi ve kavramsal olarak artık yaşamıyor. Gurbet, aslında kendinden olan insanlarla beraber olamamaktan çıkıyor.
Hasret çekiliyor mu? Bedensellikten zihinselliğe geçiş var. Dijitalleşmeyle bu durumu aştığımızı düşünüyorum.
Onur: Hüzün barındırır. İnsanın kendini ait hissetmediği bir alanda gurbettedir. Hayatın kendisi de gurbettir. Varoluşçu felsefeden bakarsak gurbet içimizdedir. Yaşamın kendisi gurbet. Gurbet benliğimi de bitirdi bir şekilde.
Saliha: Dışlanmış hissedenler kulübü, aidiyet sorunu yaşayanların bulunduğu yerdir. Eviniz bile olabilir. Ölümü tasvir ediş şeklimizde de kendini gösterir: “Öbür dünyaya göç etti.” Dünyada küreselleşme ile başlayan bir göç yaşamı var. Gurbet, aidiyetsizliğin güzel bir şey olacağı pazarlanarak normalleştiriliyor.
Hamdi: Ait hissetmediğin her yer gurbettir. Dönmek istediğimiz geçmişle, oraya ait hissetmediğimiz yer de gurbettir.

Ayda: Aidiyetsizlik ile değersizliği, değersiz hissetmeyi birbirinden nasıl ayıracağız? Giden için başlangıçta böyle olabilir ama sonrasında gittiğimiz yere alışıyoruz. Ayrılık olmadan gurbet olur mu? Coğrafi değişiklik olmazsa gurbet olur mu? Küçük prensi hatırlayalım, gezegenleri geziyordu ve kendi gülünü özlüyordu. Gurbet, kendimize dair özlediğimiz değerlerdir.
Kudret: Hayat bir defterse, yeni sayfa açmaktır.
Tiya: Gurbet, hayatın kendisidir. Alıştığım ve yalnızlaştıran bir durum, enteresan bir süreç… Gurbetin temeli aileden uzak olmak ve alıştığın yerden uzak olmaktır bence ciddi bir handikaptır.
Hasan: Kavramın iki temel öznesi var. Gurbete yollayan ve gurbette olan olarak isimlendirebiliriz. Kendini güvende konforlu hissettiği, karşılıklı parçası olduğu yerden gitmek işidir. Gurbete yollayan için daha zor gibi duruyor. Kişisel deneyim ve karşılıkları üzerinden konuştuğumuz için ait olma, güvende hissetme kavramları öne çıkıyor. Başlangıçta bir korku da eşlik ediyor. Karanlık, bilmediğimiz bir şeye, bir belirsizliğe yönelme gibiyken, durum netleştikçe güven çemberi oluşuyor.
Kiper: Sanki eskiye oranla günümüzde gurbet duygusu yerini belki ağır sayılabilecek bir fiziksel özlem duygusuna bırakıyor. Gurbet duygusu, teknolojik imkanların artması ile -mektubun yerini görüntülü konuşmanın alması vs- bir miktar küçülüyor, ne dersiniz?
Uhri: Gurbet, yalnızlığa gönderme yapan bir kavram. İnsanın başka bir yerde kendisini yabancı hissetmesinden ayrıdır. Mensubu olduğun kültüre doğarsın, aidiyet bağların vardır. Gurbet mensubiyetinle aranda oluşan mesafeyle gelen yalnızlık hissini tetikliyor.
Kiper: Gidenle kalan arasında zaman tutulması ya da “o ana hapis” olabilir mi? Giden de kalan da zaman geçmemiş, hiçbir şey değişmemiş gibi davranma eğiliminde olmuyor mu?
Mehmet: Almanya’ya 1960’larda ilk gurbetçiler gitmiş, Almanya’ya gidince “Türk” memleketlerine dönünce “Almancı” olmuşlar. Gurbet, yaklaşım anlamında, sıkıntı, tasa ve keder barındırır. Çözümü aynı kalmışlık hissinin bozulacağını idrak etmek gerekiyor.
Ayda: Gurbette olan kişi ile iletişim kuruyoruz.
Gurbet Nedir? (55. Oturum)
Kubilay: “Gurbet” zor bir şey ama farklı bir coğrafya, farklı bir iklim de insana çok şey katıyor. Dünya bir tiyatro sahnesi olsa da gurbetteyken kendi milletinizle sağlam ilişki de olması gerekiyor.
Tunç: Ya Sezar’ın döneceği bir Roma olmasaydı? Aynı ülke içerisinde de başka bölgelere göçle gurbetin yaşanabildiğini de unutmayalım.
Mehmet: Kendi evinizde, odanızda gurbette olabilirsin ya da böyle hissedebilirsin. İç yolculuğunuzla alakalı da olabilir.
Hamdi: Hayat sizi gurbete alıştırabiliyor. Gurbeti yaşamak zorunda da bırakabiliyor. Aileniz yoksa, benim gibi bana neresi gurbet, neresi sıla?

Kiper:Yirminci yüzyılın ikinci yarısında ülke içinde doğudan batıya doğru hızlı bir göç dalgası var. İnsanlar köylerinden daha önce şehre gelmiş kendi köyünden birinin yanına geliyor, sığınıyor. Bize anlatılan hikayelerde yeni gelenin, daha önce gelen tarafından kazıklanma, kullanılma hikayeleri var.
Gurbete yeni çıkana eski çıkanın bu tavrını hızlı adaptasyon için yapılmış bir iyilik olarak yorumlayabilir miyiz?
Uhri: Gurbet diye bir kavrama neden ihtiyaç duymuşuz, duyuyoruz? Gurbet ele gitmektir. Gurbeti yaşayanı değil, diğerlerini korkutmak, gitmenin üstüne olumsuz bir algı yaratmak için kullanılıyor. İçinde bulunduğun topluma tutunacak değer bulamıyorsa, git oradaki değere tutun diye teşvik ediyor.
Aidiyeti başka bir elde (yaban, tanıdık olmayan yöre) tamamlama ihtiyacıdır. Toplum içindeki olası çözülmeyi engellemek için bulunmuş gibi görünüyor.
Kiper: Göçebenin gurbeti olur mu?
YSF: Gurbet kelimesi bizde hicran, melodi ve hatıra ile anlaşılmış. Ya içinde savaş var ya beslenme sorunu vs. var. Gittiğiniz yerde sizi garibanlık veya gecekondular bekliyor. Avrupa’ya baktığımızda o ülkelerinin gurbet anlayışı daha farklı. Gurbet, Anadolu, Orta Doğu Halklarının acıklı hayat hikayelerini kaderleri bilmesi gibi görünüyor.
Kelime önce edebiyatta özellikle şiirle sonra müzikte arabeskle (Müslüm Gürses vb.) ile destansı bir anlam kazanmış. Batıda farklı ülkelere gidenlere “expat” diyoruz. Yeni deneyimlere açık insanlar olarak görüyoruz. Gurbet anlayışını globalleşme içinde düşünüp destanlaşan önemini yitirmesi lazım.

Gazanfer: Can taşıdığınız sürece vardır. Çevrenizle sağlıklı bir uyum varsa, gurbet kavramı sizi o kadar da ilgilendirmiyor. Uyum sağlayamadığınızda memleket diye bağırmaya başlıyorsun.
Uhri: Göçebenin gurbetini olur mu, evet olur. Kıbrıs’ta adanın Osmanlıya geçmesi ile çingeneler (zorunlu göçe tabi olduğu için) gurbetler denir. İşin içinde “gönülsüzlük” varsa, zorunlu göç varsa gurbettelerdir. Hayatı göçebelikle geçen biri içinse gurbet yoktur.
Hasan: Zorunlu göç; doğal afet, sel, heyelan vs. ile veya devletin zoruyla da olabiliyor. 1979 depremi sonrasında Sakarya’dan Antalya’ya zorunlu göçenler hala gurbette olduklarını söyler.
Hakan Şenbir: Gurbet nasıl bir mesafe? Ne kadar bir uzaklığa gurbet dememiz gerekir? Nasıl bir duygu taşır? Gurbet insanın kendini kırılgan hissettiği bir coğrafyada olmasıdır.
Kiper: İnsan ne kadar güçlü olursa olsun; kırılgan olma durumu zamanla artıyor ya da değişiyor. Zihninizdeki “toprak ya da memleket” her ne ise, insanın kendini kırılgan hissettiği bir coğrafyada kırılgan hissetmediği bir coğrafyayı özlemesidir. Mesafeye göre gurbet oranı artar mı?
Tamer: Kendi algı kalıplarımızla, tanım değişiyor. Kavram adı aynı kalır. Gurbetin bizim için anlamsal yanı ne? Bazı duygululukları ondan mı yaşıyoruz? Koşulları ne? Mahiyeti ne? Doğada evirilme var, dönüşme var. İlerleme şeklinde bir dönüşüm var. Düşünsel olarak da var. Sosyal bir evrim sonucu insan, bilim ve felsefe yapıyor. Kültür şoku insanı gurbette ya da bunalımlı hissedebilir.
Küreselleştirme ile dünyada kültür de teke iniyor. Bu çağda sistem var! Gurbetle hissetmem – anlamsal mı? Bedensel mi? Koşulu ne? Gurbeti hissettiren şeyin sebebi ne?
Hakan Şenbir: Alain de Botton, “Statü Endişesi” kitabında konfor alanı kaybolursa, ne olacağını detaylıca anlatır. Mübadele sırasında, Karamanlılar vardı. Anadolu’da Ortodoks Hristiyanlaşan Türklerdi. Türk olmaları, gittikleri yerde dinleri oldukları yerde kırılganlık yaratmış. Statünün kaybolmasıyla taşıdıkları değerlerin biri ya da birkaçı oldukları yerde de olumlu karşılanmamış.
Uhri: Gurbete dair anlatısal kimliğimiz “Züğürt Ağa” filmine benziyor.
Kiper: Suriye’den Türkiye’ye gelenler gurbetteler mi?
Uhri: Onlar gurbetle hissediyor.
Hasan: İnsan, kendi kültür havuzundan geldiği insanlarla olmak istiyor. Güvenlik alanı oluşturmaya meyilliler.
Tamer: Uluslar üstü medeniyet oluştuğu bu çağdaş gurbet kavramı ortadan kalkabilir.
Kiper: Mikro gurbetleri ne yapacağız? Aslen nerelisin? Memleket neresi? Bu sorular, bu memleketin değişmezi gibi duruyor.
Hamdi: Gurbeti oluşturan şartlar nedir? Ait hissettiğin yer neresi? Gurbette olman tanıdık yüz, bir şey arar. İnsan sosyal bir varlık. Gurbet, tanınmadığı yere gitmek, tek başına kalması. Yardım edecek birini bulamamaktır.





