28.06.2022
Kiper: Soyut Kavramlar Oturumlarının 121.’sini gerçekleştirdiğimiz bu akşamki buluşmamızda “Onur” kavramını ele alacağız.
Umarım keyfiniz yerindedir, herkes için her şey olabildiğince yolundadır. “Onur nedir, sizin için onur nedir?”
Ayda: Onur benim için aynaya bakıp sadece dış görünüşü görmek değil, insanın kendi özüne bakabilmesi, kendine dürüst olması ve öz saygısını korumasıdır; bu değer olmadan yaşamanın bir anlamı yoktur. Hâlihazırda onur haftasında olduğumuz için tüm LGBTİQ+ bireyleri selamlıyorum.
Uhri: Onur; itibar, haysiyet ve şeref gibi dışsal kavramlarla ilişkilidir ve insanın kendisini hayvansal dürtülerden uzaklaştırıp tanrısal veya yüksek insani bir yola sokma çabasının, belirli bir seviyenin altına inmeme iradesinin ortak adıdır.
Bireyin tekliği durumunda (Cuma öncesi Robinson için örneğin) bir şey ifade etmeyen ama toplum için önemli olan benim de insanın insanlık kazanımlarını koruduğunu ve geriye dönüşünü engellediği için önemsediğim bir kavram.
Kavram, günümüzde, şekil değiştirerek ortak akılda bir insanlık seviyesi olarak yeniden kendine yer bulmuş.
Hasan: Onur hem başkalarının bize atfettiği dışsal bir referans ve onay sistemidir hem de bizim kendi içimizde belirlediğimiz, altına düşmeyi reddettiğimiz o asgari değerler ve öz saygı çizgisidir.
Mesut: Onur nedir, onur var mıdır? İnsan onurlu olmak için mi bu kadar çabalıyor yoksa onur, başkalarının bize verdiği veya bizim kendimizi kandırmak için uydurduğumuz bir etiket midir?
Delil: Bir kedinin onuru onun doğasına uygun yaşamasıdır; insanın onuru ise onu fiziksel bir varlık olmanın ötesine taşıyan toplumsal, ahlaki ve politik değerler bütününe sadık kalarak, kapitalist sistemin kişinin içini boşaltan etkilerine karşı durabilmesidir.
Filiz: Bu basitçe kişinin kendine yakışanı yapmasıdır, özsaygıdır. Onurlu davranmak bir anlamda maddi rahatlıkla gelen bir lükstür; eğer bir insanın çocukları açsa ve temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa, hayatta kalma mücadelesi soyut onur kavramının önüne geçer ve aç insanın eylemlerinde onur aramak gerçekçi değildir.
Kiper: Sınanmadığımız sürece onura ihtiyacımız yok aslında öyle mi?
Filiz: Onura ihtiyacımız var ancak onurdan önce başka şeylere ihtiyacımız var. Onurlu ve aç olmak bana göre mantıklı değil. Bence bu durumda onurlu bir geri zekâlısın.
Eğer çocuğunu doyuramıyorsan bu senin suçundur ve bu suçu işlememek aslında onurlu olmaktır. Bedenimizin ihtiyaçlarını gidermeden soyut kavramların işlevsel olması gerektiğine inanmıyorum.
Mesut: Güçlü ya da zengin olduğun zaman değil de onurlu durmak aslında aç olduğun zaman belli oluyor gibi geliyor. Anadolu’da aç insan ilk önce imanını yer diye bir laf vardır.
Pek tabii anlıyorum diğer bakış açısını ama önemli olan güçsüzken onurlu durabilmek.
Tanrıça: Bence hayatını idame ettirmekte zorlanan birinde onur aranmaz. Zor durumda olan insan her şeyi yapabilir ya da onaylamadığı bir şeyi içinde bulunduğu durumdan dolayı onaylıyor gibi görünebilir.
Kiper: Bireyin kendi öz saygı çıtasıyla ilgili olan kişisel onuru ile tüm insanlık için evrensel bir uzlaşıyı temsil eden ‘insanlık onuru’ kavramlarını birbirinden ayırmak gerekir; çünkü biri içsel bir referansken diğeri toplumsal bir normdur.
Sevan: Onur, parayla veya sınıfsal durumla ilgili olmayan, insanın kendi yaratılışına duyduğu derin saygı ve kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi başkasına yapmama iradesinden doğan bir empati biçimidir.
Kiper: Bireysel olarak onurlu olmakla insanlık onuru arasındaki ayrımı yapabildik mi?
Uhri: İnsanlık onuru kavramı, tarihsel süreçte kölelik gibi kurumların ortadan kaldırılmasında bir araç olarak kullanılmıştır; ancak bu durum genellikle en dıştaki kabuğumuz olan kimliklerimizle ilgilidir ve bazen içimizdeki kişi dışarıdaki onurlu tutumu kabul etmeyebilir.
Onur en dış kabuğumuz olan kimliğimizle ilgili bir kavram. Onun altında kalan kişiliğimiz ve onun da derinliğinde kök salan kendimizle ilgili bir referans noktası oluşturmuyor.
Kiper: Onurla gurur arasındaki ayrımı nasıl yapacağız?
Hasan: Kavramsal olarak onuru kuramsal bir değerler sistemi, şerefi ise bu değerlerin eyleme dökülmüş hali ve toplumdan kazanılan bir paye olarak görebiliriz; gurur ise daha çok egoyla ve kişisel konumlanmayla ilgilidir.
Korel: Onur, bir insanın varoluşuna saygı duymak ve onun varlığını sürdürmesine destek olmaktır; bir başkasının haklarını çiğnediğinizde veya onun varlığını yok etmeye çalıştığınızda kendi onurunuzdan bahsedemezsiniz.
Serkan: “Onur ve ahlak, toplumların bir arada yaşayabilmesi için üretilmiş pragmatik kurallar bütünüdür ve zamana, mekana ve içinde yaşanılan topluma göre değişiklik gösterebilir.
Aristoteles döneminde kölelik ‘onurlu’ bir düzenin parçası sayılırken bugün bu durum tamamen değişmiştir. Bu bağlamda, pragmatik olarak toplumun değişen yapısına bireyin ve toplumun ayak uydurmak için koyduğu ahlak kurallarından çok da farklı görünmüyor.
Hakan Kılman: Bu kelime gündelik hayatta sıklıkla kullanılmaya başlandığında, toplumda bir ahlaksızlığın olduğundan söz edilebilir.
Onur, içinde bulunduğumuz toplumun ahlaki beklentilerine uygun davrandığımızda bize verilen bir ‘takdir veya teşekkür belgesi’ gibidir; bu belgeyi alamadığımızda ise toplum tarafından onursuz olarak etiketleniriz.
Cengiz: Hegel’e insanı geçmişten bugüne getiren şey; bir insan ve toplumun kendisi olmasına saygı duyulması talebidir.
Eğer bir insanın kendisi olmasına saygı duyulması talebi ise yani bir öz sahibi ise burada içsel bir ahlak var. Başkalarının kendisine gösterdiği saygının temeli haline getirmek ise o zaman burada dışsal bir ahlaklılığı var. Buradan bakınca içsel ve dışsal ahlaki kodlarının bileşkesi gibi duruyor.
Onurlu olmak, ilkeli olmaktır. Hayat devingenken değişen dünyaya ayak uydurmayan adeta dogmatik hale gelen ilkelerle kişi zamanın ruhunun dışına çıkabilir ve insanı geçmişin dar kalıplarına hapsedebilir.
Onur Nedir?
Kiper: Herkes kendi işine baksa, bu kavrama ihtiyacımız olur muydu?
Cengiz: Zannetmiyorum. Toplumsal olarak kavrama ihtiyacımızın oluşması gerekiyor.
Kiper: Onur, Türkiye’de çocuklara verilen isimler sıralamasında 50. Sırada. Daha çok erkek çocuklarına veriliyor. Buradan hareketle, bu kavramın bizim kültürümüz için eril bir kavram olduğunu söyleyebilir miyiz?
Hasan: Türkiye’de onur isminin %99 oranında erkeklere verilmesi, bu kavramın dilsel ve kültürel olarak eril bir otoriteyle ilişkilendirildiğini gösterse de özünde onur, cinsiyetler üstü varoluşsal bir öz saygıdır.
Dilin kendisinin de anaerkil dönem sonrasında eril bir dil olduğunu, teolojinin uzun zaman boyunca bunu beslediğini de unutmamız gerekir.
Uhri: Hasan dil ve medeniyetin erkek egemen olduğu hatırlatması yerinde olsa da asıl dikkat etmemiz gerekenin Korel’in dediği gibi insanın eksikliğini duyduğu şeyi daha çok dillendirmesi olarak okuyorum.
Aslında olmayan bir şeyden ama olmasını istediğimiz bir şeyden söz ediyor olabilir miyiz?

Burcu: Onur kavramı coğrafya, medeniyet seviyesine ve zamana göre akışkandır; örneğin Antik Mısır’da asil kanı korumak için yapılan aile içi evlilikler onur sayılırken, bugün bu en büyük onursuzluk olarak kabul edilir.
Köleliğe karşı çıkan Spartacus mü onurlu yoksa o isyanı bastıran Sezar mı onurlu? Baktığımız yere göre her iki tarafta da onuru bulabiliyoruz. Oldukça akışkan bir kavramdan bahsediyoruz.
İnsanlık, kölelik ve buna benzer birçok konu hakkında onur meselesini çözdü. Buna rağmen, bu yüzyılda hala ırkçılık, cinsiyetler arası eşitlik gibi kavramları tam anlamıyla çözebilmiş değiliz.
Mehmet: Onur, bazen Puşkin örneğinde olduğu gibi kıskançlık ve düello uğruna hayatını kaybetmeyi göze alacak kadar yüceltilen bir gaye, bazen de insanın kendi kaderini belirleme eylemidir.

Kiper: Bizim dilimize, haysiyet, izzet-i nefis, şeref kelimeleri 14. yüzyılda Arapçadan gelmiş. Şayet onur kelimesi tartışmalı onmak kökünden gelmiyorsa 17. yüzyılda Fransızcadan dilimize gelmiş. Öncesinde bu kavrama rastlanmıyor.
Sizce bu kavramın bu kadar geç dilde yer bulmasının nedeni ne olabilir? Neden ihtiyaç duyulmamış, göçebe olduğumuz için mi, kavram yerleşik hayatla ilgili bir kavram olduğu için mi?



