21.12.2021 – 23.12.2021
Bonus: Özgürlük Nedir ? – Oturum Üstüne AI Çıktıları…
Editör Notu: İki oturum olarak konuştuğumuz tek oturumda tamamlayamadığınız kavramlardan biri de Özgürlük kavramıdır. Aşağıda sırasıyla oturum notlarını bulabilirsiniz.
Kiper: Bu oturumda “Özgürlük” kavramını ele alacağız. “Özgürlük nedir, sizin için özgürlük nedir?”
Uhri: İnsanın temel varoluşsal sebeplerinden biri ölümse diğeri de özgürlüktür. Türkçe’de bu kavram birden çok manayı kapsar. İngilizceden yardım alalım. Independence bizde bağımsızlığa karşılık gelirken freedom; kendi kendine öz iradesiyle yapan kişi olarak bu kavramı karşılayabilir.
Özgürlük; irade ve düşünmeyle kavramlarıyla alakalıdır. Bu kavram ön plana çıkmaya Rönesans ve sonrasında gelen modernite ile başlıyor. Kavramın diğer ilişkili olduğu kavramlarsa hümanizm ve güç (Galileo örneği).
15. Yüzyıldan öncesine gidince, bugün konuştuğumuz özgürlük kavramından ziyade “ipsiz sapsız olmakla” yani başıboş olmakla ilişkilendiriliyor.
Ayda: Benim için özgürlük, nefes almamı buram buram hissetmemdendir. Varoluş sebebim, eşsiz kalbim, ruhumdur. Siyaset, ahlak felsefesi açısından da özgürlüğün tanımı yapılmıştır.
Hasan: Herhangi bir kısıtlama, zorlama ile karşılaşmadan birey olarak kendi potansiyelimizi gerçekleştirme haline özgürlük diyoruz.

Arture 528 – Man169 –Yüksel Arslan
Tunç: İnsanın içini ferahlatan pozitif bir şeyden bahsediyoruz. Birçok tanımı ve kullanımı var. Örneğin; ifade özgürlüğü, bilinç özgürlüğü…
Bu kavramdan bahsedebilmemiz için bir yere ya da bir şeye bağlı olmamamız, dış etkenden engellenmemiz gerekiyor.
İstediğimiz şekilde hareket edebilmemiz gerekiyor. İstediğimiz şeyleri yapmak kadar istemediğimiz şeyleri yapmamak da özgürlüktür.
Seda: Neysem, o olmama kendimin izin vermesi.
Mehmet: Bu kavram bana, Fransız İhtilali’ni sembolize eden “kadın anıtını” ve Özgürlük Heykeli’ni çağrıştırıyor. Cesur Yürek (Brave Heart) filminde William Wallece’ın “Özgürlük” diye bağırması aklıma geliyor. Zülfü Livaneli’nin “Ey Özgürlük” şarkısını da unutmamak gerekir.
Özgürlük fikrinin yaygınlaşması bizde 20. Yüzyılın başlarında; İttihat ve Terakki ile başladı. Dünyada ise Magna Carta’yla başlayan süreç 19. Yüzyılda anarşizme yani hiçbir otorite kabul etmeyen bir düzenin mümkünlüğü üstünden özgürlüğü tanımlaya başladı.
MLT İhsan: İnsanın kölelikle başlayan tarihi, yaşadığımız coğrafyada kısıtlanmış özgürlüklerle devam ediyor. Biz de özgürlüğe atılan en büyük adım Kurtuluş Savaşı’dır. İstediğini yapabilen, korkmadan yaşayabilme haline özgürlük diyorum.
Cemil: Ben bu kavramı ikiye bölerek konuşmanın daha anlamlı olduğunu düşünüyorum. Bireysel özgürlük, kamusal özgürlük.
Özgürlük, baskı altında kalmadan fikirlerini dile getirmek yani konuşabilmektir. Teolojik olarak da bakarsak hiçbir şey yokken söz vardı.
11.-12. Yüzyıllarda Kilise’nin baskısı düşünüldüğünde konuşabilmek o kadar kolay bir edim değildi. Spinoza’da özgürlüğü konuşabilmenin üstüne temellendirir.

– Eugène Delacroix
Fatih: Özgürlük herhangi bir koşulda sınırlanmama durumu olarak tarif edilebilir. Spekülatif bir kavram. Eylem için bir parça özgürlük peşinde koşarız. İnsan bir şeyi isterken, başka şeyden fedakârlık etmiyor.
Hepiniz özgürlük istiyorsunuz. Neden azı ve çoğu için pazarlık ediyorsunuz? Tam özgürlük, umutsuzluk mu yaratıyor?
Kavramın spekülatif olan tarafı da herhangi bir koşulla ya da kısıtlamaya bağlı olmamanın nasıl olacağının belirsizliğidir.
Kiper: Bizlerin talep ettiği gerçekten özgürlük mü, yoksa hak devşirmeyi mi özgürlük olarak sunuyoruz?
B Biledeğil: Dış, devlet, coğrafya karşısında, sınırlandırmaların olamadığı durumlar olarak tanımlanır. Kişi, belli sınırlar altında sorumluluk alırsa durum değişiyor.
Bu dörtlü kavramdan birinin tek başına konuşulması zor. Hak, adalet, meşruiyet ve özgürlük beraber ele alınması gereken kavram dörtlüsü olarak karşımıza çıkıyor.
Kiper: İçine doğduğumuz devletin özgürlüğü kadar değil mi özgürlüğümüz? Örneğin seyahat özgürlüğümüz, pasaportumuzun gücü kadar değil mi? Özgürlüğü içinde bulunduğumuz şartlar mı belirliyor?
Fatih: Özgürlük, devletin, törenin elindeyse özgürlükten bahsedilemez. Egemen güç varsa ve siz talep ediyorsanız özgürlükten değil imtiyazdan bahsediyoruz. Şiddet nötrleşmesi gereken faktör. Güç, nötr ise ortada özgür bir ortam varsa, özgürlüktür.
Uhri: İlla bir referansla mı tanımlarız özgürlüğü?
Fatih: Genel bir kavram özgürlük. Örneğin insan her şey özgür olmayı istemez.
Tunç: Devletsiz yaşamak olası mı? Olası, o halde özgürlükten bahsedebiliriz.
Cemil: Determinizm karşısına özgür iradeyi koyabiliyoruz.
Eyyüp: Özgürlük aslında bir skala tanımı. Özgür irademle uzanıyorum. Yer çekimine tabiyim. Özgürlük skalasında nereye kadar gitmek istiyoruz? Toplum sözleşmesi, topluma, inanca göre şekilleniyor. Bu bağlamda özgürlüğü bir skala olarak görüyorum.
Yapay zekâ/metaverse yeni bir mihenk olabilir mi? Sorumlulukları ve özgürlükleri devretme eylemi. Optimum aralıkta gezinmek bize iyi hissettiriyor. Spinoza, ne kadar farkındaysan, o kadar özgürsün, der.
Uhri: Aklımız mı bizi özgür kılıyor?
Timur: Sartre, insan kendi özgürlüğüne mahkûm edilmiştir, der. Sinir biliminde, karar veren sen misin değil misin, bunu anlamaya çalışırız. Muazzam bir tartışma. (Harvard University, Behavioral Neroscience).
“İstediğini seçmekte özgürsün ama ne istediğini seçemeyebilirsin.”
Kadınlara erkek t-shirt koklatmışlar. Kadınlar bir seçim yapıyor, meğerse kadınlar kendilerinden en uzak erkeğin kokusunu alıyor. Tüketici davranış öngörülüyor.
Bir seçim hakkımız var. Her zaman reddedemiyoruz. Seçmeyi reddetmek gerekiyor. Bir şeyi yapacakken, yapmayanlar dikkat çekiyor.
Zihnin geleceği; Michio Kaku…
Uhri: Özgürlük arayışında parçalardan bütüne doğru gidilemez. Nedeni ifade değil. Cognitive Science’ta bilgi birikimi, sonuçtan geriye götürüyor.
Kiper: Öngörülebilir olması özgürlüğü ortadan kaldırır mı? Konuşma özgürlüğü, ifade özgürlüğü… Sınır tanımlamak ve kaygı duymadan yapmak.
İstediğimiz hayal ettiğimiz özgürlüğü genel geçer herkes için gerçekten istiyor muyuz?
Fatih: Biyoloji ve psikolojinin işin içine girdiği düşünme, davranma olarak ikiye ayrılabilecek bir şeyden bahsediyoruz.
Düşünme özgürlüğü: Akılcı “ben” özgürsem, bendeki “akıl” da özgür olur. Amaç düşünceyi özgürleştirerek hem insanların hem akılcıların özgür olması isteniyordu.
Düşüncelerle dolu olmak istiyorum ama düşüncesiz de olmak istiyorum. Düşünce özgürlüğü, “duygunun” üzerinde egemenlik kurar.
Uhri: 1985 yılında Ege Üniversitesi öğrencilerine sıralamaları için 10 madde veriyorlar. 80’li yıllarda 1. sırada özgürlük gelirken 7. sırada para geliyor. Aynı sıralamayı 2000’li yıllarda tekrar istiyorlar. Bu sefer 1. para, 7. Özgürlük oluyor. Yani özgürlüğe bakış açımızda zamanın bir rolü var.
Hasan: Tamamlanmamışlık hissi insanın özgürlüğünü ifade eder.
Tunç: Bireysel özgürlük yerine toplumsal özgürlük…
Mahpeyker: Yapmak istemediğimiz şeyleri yapmamak, özgürlüğü ifade ediyor. İstenenler, istençlerin sonu yok. İstemediklerimiz evrensel, insani bir noktaya getiriyor.
Kiper: Özgürlük ile sorumluluğu nasıl ilişkilendiriyorsunuz?
Mahpeyker: İnsan yapar! Kalmamız gereken yerde bizi tutan sorumluluktur. Özgürlüğü sadece sorumluluk sahibi insanlara vermeliyiz.
Eyyüp: Kavramı davranış ve düşünce olarak ikiye ayırıyorum. Davranışsal olarak toplumsal kurallara uymak zorunda kalıyorum. Düşünsel olarak da toplum kuralları beni kısıtlıyor. Ben olmak isteme halimle bu kısıtlamanın sonucu arasındaki dengesizlik sıkıntı çıkarıyor.
Cemil: Eflatun’un Devlet’ini ele alalım. Sorumluluk vererek köleleştirme vardır. Optimum aralıkta insan iradesinin gösterdiği şey devleti kurmaktır. Cemiyeti, topluluk kurallar manzumesiyle şekillendirmek vardır. Konuşma, düşünce, dile getirme, ekonomik, toplumsal baskı… Özgürlük bunlarla da ilintili.
Kiper: Özgürlük bireysel olmak mı? Ekonomik olarak satın alınan bir yere, şirket kurabilmek mı?
Tunç: Denetime tabii şirket özgür değildir.
Eyyüp: Birlikte hareket etme kabiliyeti, insanın organizasyon kurma kabiliyeti, düşünce ve hayal kurma kabiliyetini özgür bırakarak veya toplumun izin verdiği ölçüde eylemi davranışa dönüştürüyor ve bireyi sıkıştırıyor.
Zihnini özgür hissettiği yer – metaverse. Varlığımızı, paramızı kullanarak devlet üzerine çullanıyoruz








