078. Oturum : Teselli Nedir?

09.01.2022

Kiper: Soyut Kavramlar Oturumlarının 78.’sini gerçekleştirdiğimiz bu akşamki buluşmamızda “Teselli” kavramını ele alacağız.

Umarım keyfiniz yerindedir, herkes için her şey olabildiğince yolundadır.

Teselli nedir, sizin için teselli nedir?”

Ceyda: Başka birine yardımcı olabilmek için o kişinin yanında bulunma halidir.

Tunç: Tesellide bir beklenti durumu söz konusudur; beklenti karşılanmadığında oluşan hayal kırıklığı sonucunda, daha küçük durumlarda kendini avutma haline dönüşebilir.

Teselli-Nedir-Notlar-5

Image 5 of 7

Hatice: Bu konu benimle çok alakalı; insan aciz bir varlıktır, bu yüzden kendini ikna yoluna gitmeli ve kendi tesellisini yine kendisi üretmelidir.

Uhri: İster kendimiz ister toplum için olsun, teselli o durumla ilgili kilit noktayı kolaylaştırmaktır. Neden bu kavrama ihtiyacımız var? Acılarımızla ancak unutarak baş ederiz. Teselli, aslında unutmayı kolaylaştıran bir anahtardır.

Barış: Tesellinin iki çeşidi vardır: Kendi kendimize yaptığımız ve dışarıdan gelen; eğer dışarıdan birisi yanımızdaysa bu bana başka bir yol açmasıdır.

Eyyup: Tesellinin pratik kullanımının çoğumuza iyi geldiğini düşünenlerdenim. Ya bir seçim yapıp sonucunda başımıza gelen mağlubiyet sonrası ya da hayatımızda başımıza gelen bir eksilmenin sonrasında genelde ihtiyaç duyarız.

Teselli, varlığımızı bize hatırlatan,  bizi bir tarafımızdan yakalayıp normale dönelim diye yapılan bir durumdur. Bu bizi baş etmeye çalıştığımız gerçeklikten uzaklaştırır.

Hasan: En büyük acılar insan kaybı, özellikle yakınımızın kaybı üzerinedir; bizden bir parça gider. Teselli; “Bu bir gerçektir ve bununla beraber yaşayacağız” diyebilme eylemidir.

Kiper: Bazen bir olaya uzaktan baktığımızda onu farklı görürüz.

Karşı tarafın üzüntüsüne rağmen hayatın devam ettiğini söylemek, o olaya belli bir mesafeden bakmamıza ve dâhil olmamamıza rağmen ben de buradayım deme şeklimiz gibi okunabilir.

Bunun bizim yani teselli edenin egosu olduğu söylenebilir mi?

Teselli Nedir

Teselli Nedir?

Hatice: Öncelikle, eğer bu bir insan kaybı değil de bir teşhis vb. bir şeyse kişinin lafa çok da ihtiyacı olmuyor. İyi niyeti hissettirmeye çalışmak yorucu ve yıpratıcıdır, karşı tarafı daha da yorar.

Doğru yerde susabilmek önemlidir; aslında teselliyi en iyi kişi kendi kendine verir.

 Eyyup: Kişinin kendisine o durumu hatırlatması değil de bir farkındalık yaratması gerektiğini düşünüyorum; teselli, kaybın dışında var olanları hatırlatma halidir.

Ayarı kaçarsa, faydası kadar zararı da olabilir; salt bir konuşmayla değil, bazen sadece bir sarılmayla da gerçekleşebilir.

Kiper: İçine doğduğumuz kültürün bir parçası aslında; inanç bağlamında değil, adetler üzerinden konuşuyorum.

Teselli vermenin âdete dönüşmesi mümkün müdür?

Mehmet: Teselli bir ikramiye midir, bir kar getirir mi yoksa sadece bir pansuman mıdır?

İnsanı unutmaya sevk eden edilgen bir süreçtir; dışarıdan gelen etkiyle olayın sıcaklığını soğutur. Belki şu an yaptığımız bu sohbetler de bir çeşit teselliye denk gelmektedir.

Tolga: Avunmak ise bir şeyle uğraşarak sıkıntılardan uzaklaşmak veya o an için oyalayıcı bir durumdur.

Teselli, somutlaştığı an bir sonuçla başlar; endişeden ziyade, sonrasındaki ilişkide devamlılık içermesi için o kişiyle olan bağın sürmesi gerekir.

Levayi: Tesellinin zihni açmaya, ferahlatmaya ve dürüstlükle ümit vermeye yol açtığını söyleyebiliriz. Bu sadece konuşmak değildir; davranışlar da eşlik etmelidir ve bu sahtelikle yapılamaz.

Ferda: İnsanın seçim yapma özgürlüğü elindedir; teselli, kalan seçenekler arasında bir seçim yapması ve bulunduğu ortamda azami konforu bulmasıdır.

Rahşan: Halk arasında “tesellim düştü” diye bir tabir vardır; bu, bir şeyle dertlenmenin yavaş yavaş sona ermesi durumu için kullanılır.

Kiper: İçinde bulunduğumuz çağdaki uyaranlar silsilesi sayesinde her şeyi çok hızlı yaşıyoruz, hissediyoruz.

Zaman içinde yüz yüze yaptığımız konuşmaları bile telefon mesajlarına indirgedik. Acaba bu kavram eskisi kadar önemsemediğimiz bir kavram olabilir mi? 

 Uhri: Teselli bir iletişim biçimi midir? Kişi kendi içinde ya da toplum içinde bir acı yaşarken veya yas dönemindeyken insanın yalnızlığına gönderme yaparak birbirimizle iletişim kurma halimiz olabilir mi?

Hasta olan kişi durumunu psikolojik olarak öyle hisseder; örneğin canı yanan bir çocuğu somut bir nesneyle teselli etmek basit bir meseledir ve çocuğun yalnızlık hissini geçici olarak uzaklaştırır.

Melankoli teselli edilemez ama teselli bazen araçsallaştırılarak karşı tarafı rahatsız etmek için de kullanılabilir.

Levayi: Aslında teselli bir şekliyle taraflar için oyalamak ve oynamak manasına gelebilir. Teselli edilenin ruh hali “ben seni yanımda istiyorum, benimle misin değil misin?” şeklinde tezahür edebilir.

Günümüzde ünlülerin yaşadıkları kayıplar veya skandallar sonrasında “sen bana teselli vermedin, yanımda olmadın” minvalinde gerçekleşen tartışmalarına şahit oluyoruz.

Çağdaş dünyada bu kapsamda bakıldığında anlamının değiştiğini söyleyebiliriz.

Kiper: Ayda’nın ilk başta söylediği gibi karşımızdaki kişinin o anki odağını değiştirmekle mi ilgilidir? Kavram, bize bu bağlamda yalan söyleme hakkı verir mi?

Ya da kendimizin inanmadığı bir şeyi karşı tarafa söyleme hakkını verir mi?

Hatice: Bu biraz da yeteneğimize bağlıdır çünkü sabır ister pişmek ister bunu karşı tarafa bir şekilde yedirmek zorundasınız. Benim gençliğimde sezaryen doğum yapan kadınları bile avuturduk.

Levayi: Bazen aldatıcı olabilir; aslında karşıdakine verirken değil ama özellikle kendimizi avuturken yani konu bizimle ilgiliyken daha da aldatıcı olabilir.

Teselli Nedir?

Barış: Teselliyi güzel bir sığınak veya yeni bir başlangıç olarak kullanabiliriz; örneğin kariyerdeki bir başarısızlık sonrası kişi kendini bu yolla motive edebilir.

Hasan: Bu kavramla acıyı yumuşatmaya ve kabullendirmeye çalışıyoruz; burada iki farklı dünyanın dili var. Acıları modelleyerek onları ya görünür kılıyoruz ya da gölgede bırakıyoruz.

Bu sürecin kimine göre olumlu kimine göre olumsuz bulunabilecek bir yanı da var. Kişi, karşı tarafın içinde bulunduğu duruma dair yaşanmışlıklarını ve psikolojik travmalarını da karşıya yansıtabilir.

Kiper: Sırf alışık olduğumuz için mi teselli ediyoruz?

Hakan Kılman: Teselli etmemi tetikleyen eşik nedir? Genelde karşı taraf hesaba katmadığı bir durumla karşılaştığında, onun vahametini anlayarak empati kurmaktır.

Aynı şeyi bizzat yaşayınca karşı tarafa dair kurulan cümleler, teselli olmaktan çıkıyor. Teselli kavramı bilinmekten ziyade duygudaşlıkla ilişkili bir kavram.

Uhri: Bazen 99 Düzce depremi gibi öyle anlar yaşanır ki kimsenin kimseyi teselli edecek hali kalmaz.

Teselli, ‘Senin eski haline dönmen için yanındayım’ diyerek kurulan içten bir bağlantıdır ve her şeyden önce samimiyet gerektiren insani bir durumdur.

Kiper: Teselliyi insanda aramak yerine bazen boş bir kadehte mi arıyoruz?”

Uhri: ‘Niçin içiyorsun?sorusuna ‘Unutmak için içiyorum’ cevabı veriliyorsa, aslında kişi unutmak için kendisiyle bir pazarlık yapıyordur.

 Barış: Yaşayamadığımız bir duyguyu nasıl teselli ederiz? Belki de o duyguyu dair karşı tarafı daha çok yaralamaz mıyız?  

Hatice: Madem bir insanı teselliye dâhil ediyoruz, bunu kendi başımıza yapamıyor muyuz? Tesellide duygudaşlık ve içselleştirme şart olan süreçtir.

Levayi: Freud’un dediği gibi, aslında psikologlar en büyük teselli edicilerdir; tecrübe etmedikleri durumları bile ‘dolu’ bir yerden teselli ederler.

Kiper: Teselli gerçekten verilen bir şey mi yoksa alınan bir şey mi? Biz teselliyi şu ana kadar hiç konuşmamış olabilir miyiz?

Hasan: Teskin etme anlık bir eylemken, teselli daha uzun bir süreci kapsar; bu ikisi arasında bir ayrım yapabiliriz. Teselli bir karşılıklılık içeriyor mu ve biz böyle bir şey mi bekliyoruz?

Uhri: Bir insan bir kayıpla veya travmayla karşılaştığında önce inkâr eder, sonra pazarlık yapar ve en sonunda kabul eder.

Eğer kişi isyan aşamasındaysa yaptığınız şey tesellidir; pazarlık aşamasındaysa ona katkı sunabilirsiniz. Karşı tarafı doğru okursanız yaptığınız eylem etkili bir teselli veya teskin olur.

Kiper: Tesellinin yüksek bir duygu olduğuna birbirimizi ikna etmeye çalışıyoruz; sanki bunu yüce bir duygu gibi kategorize etmek bize kendimizi iyi hissettiriyor.

Ancak bunu yücelikten çıkarırsak, o kişi yakınımız değilse birini günlerce teselli eder miyiz?

 Levayi: Örneğin devlet başkanları kendi halklarına teselli verir ve bu bazen bir gösteriye dönüşebilir.

Uhri: Tesellide kişisel bir tatmin var mıdır? Tıpkı bir cenaze törenine katılmanın kişiye nasıl hissettireceğinin değişken olması gibi bir başkasının sürece teselli adı altında dâhil olması da kişiyi farklı duygulara sevk edebilir.

Soma Maden Faciasında Devlet erkinin teselli etmek için kendini göstermeyi ön plana alan yaklaşımı halkın tepkisine neden oldu.

Ferda: Devletin bir yere gelip çözüm üretmeye çalışması teknik olarak teselli değildir ama halk yine de bir teselli bekleyebilir.

Hatice: Devlet şans oyunlarına bile teselli ikramiyesi koyuyor.

 Fatih: “Tesellinin bir önkoşulu vardır; eğer doğrudan doğruya yapılıyorsa pek bir yararı yoktur. Kadınlar arasında teselli daha yoğundur.

Teselli ederken öncelikle oradaki duyguyu bizzat yaşamak gerekir; bazen güldürmek veya farklı bir pencereden bakmak da bir tesellidir. Başkasının üzüntüsünü faktörleriyle hissedip kişinin göremediği noktaları ona göstermektir.

Her duruma uygun bir teselli formülü yoktur; hassasiyet ve incelik gerektirir.

Mesut: Teselli insanı kendi gerçekliğinden uzaklaştırıyor mu? Bir başkasının gerçekliğiyle kendi gerçekliğimizi neden değiştirelim? Teselli genellikle onu nasıl görmek istediğimizle ilgilidir. Karşımızdakini bir şeklin içinde görme isteme halimiz bence tesellide de vücut buluyor.

Yaşanan gerçekliğin içindeki diyalektik ne olursa olsun onun bir nedeni var. O kapıdan bir geçmek var var bir de sanki geçmiş olmak var.

Bana göre teselli hafif yapay ve geçiştirici kalıyor. Kişinin kendinden kendini uzaklaştırmak gibi geliyor. Bir insan, başka bir insanın sözüyle neden gerçekliğini değiştirmek istesin?

Kiper: Kişi birini teselli etme hakkını neden kendinde görür?

Hatice: Bu durum bir nevi fırsatçılık mıdır?

Fatih: Zorda olan kişi duygusunu tüm yoğunluğuyla yaşarken teselli veren aslında o duygunun bir tür simülasyonu içindedir. Simüle eden taraf aynı zamanda akıl yürütebilir ve seçenekler yaratabilir.

Zorda olanın göremediği veya içinde bulunduğu duygu durumunu durduramadığı o halde, teselli vererek aslında zorda olanın gerçekliğini değiştirmezsiniz. Psikoloji sağlamlığa sahip biri olarak empati yoluyla zorda olanın daha yumuşak veya kendisi için daha iyi olacak bir ruh haline geçişini kolaylaştırırsınız.

Daha önce de söylediğim gibi bu noktada en temel ve önemli olan şey empati.

Kiper: Bu tutum çok özverili bir tutum değil mi?

Fatih: Teselli vermekle alakalıdır; sevgi ve özveri barındırmıyorsa amacına uygun olmaz, böyle bir şeyi yapmaya da değmez.

Ferda: Gün içinde kendi kendimizi de teselli ediyoruz; peki bunu acıdan bağımsız olarak nasıl yapıyoruz?

Fatih: Burada tesellinin avuntu tarafına değiniyoruz.

Ferda: Seçim yapamayacağımız durumlarda da kabuller arasından en faydalı olanı tercih ederek bir bağ kuruyoruz.

Fatih: Teselli etmekle teselli olmak arasındaki fark aslında bu. Teselli olduğumuzda zihinsel anlamda ikna olmuş oluyoruz. Büyük bir acı, yüksek perde bir duygu karşısında kendinizle teselli olamazsınız. Basit, gündelik hayatın içinde pek tabii mümkün.

Kiper: Teselli, bize sunulan bir kanaat veya maruz bırakıldığımız bir durumdur, desem ne düşünürsünüz?

Cemil: Eylem üzerinden gidersek meseleyi anlarız ama işin içine etimolojik köken girdiğinde durum karışıyor. Dile 14. Yüzyılda girmiş bir kavramdan bahsediyoruz. 14. yüzyıldan önce teselli kavramı yok muydu?  

Wittgenstein’ın bunu 14. yüzyıldan önce insanların asla yaşamadığı bir durum olarak nitelemesi mümkün mü? Sadece kelimelerle ifade edilmeye başlamasının tarihinden öte bir şey olabilir mi?  Teselli bugün bizler için kelimelere döküldüğünde oluşur ve aşağıdan yukarıya doğru bir duygudur. Ancak insan değişken bir varlık olduğu için teselli benim gözümde artık anlamını yitirmiş durumdadır.

Yorum bırakın